ÖĞRENCİLERİN NEYİ BİLDİĞİNİ, NE KADAR ANLADIĞINI VE NEYİ NASIL YAPABİLDİĞİNİ KEŞFETMEK İSTER MİSİNİZ?

1-ÖNCE İYİ BİR PLAN İLE İŞE BAŞLAMALISINIZ

Bunu yapmak söylemek kadar kolay değil maalesef. Öncelikle iyi bir ölçme-değerlendirme sistemi kurmalısınız ve çok iyi analiz edilmiş bir plan yapmalısınız.  Ne öğretileceği konusunu Milli Eğitim Bakanlığı belirlemiş zaten. Ancak öğretim programındaki kazanımların iyice irdelenmesi ve sene başında yıllık planların öyle birkaç günde hazırlanıp okul yönetimine teslim edilmemesi gerek. Üzerinde ciddi emek harcanarak her bir kazanım üzerinde etraflıca düşünerek yapılmalı yıllık plan…

“Bir öğrenme kazanımı öğrencinin öğrenme dönemi sonunda ne bilmesini, ne anlamasını ve /veya yapabilmesinin belirlendiği ifadelerdir.” ( Donnelli ve Fitznaurice 2005), Bilgi, beceri ve tutum olarak ifade edilir.

Öğrenme kazanımları yazılırken;  Öğretim süreçleri (kazanımların nasıl kazandırılacağı, öğrencilerin etkileşimde bulunacakları öğretim aktiviteleri ne olacak?) ile Ölçme ve değerlendirme ( yazılı sınavlar, proje çalışması, testler, performans çalışması, yansıtıcı günlükler vb…) arasında ilişki kurulmalıdır.  Öğrenme kazanımlarının hepsi kesinlikle ölçülebilir olmalı, bir başka deyişle öğrencinin öğrenmesinin test edilebileceği şekilde yazılmalıdır.

Biggs’in (2003) de belirttiği gibi “Ne öğretmek istediğimiz, nasıl öğrettiğimiz ve nasıl değerlendirme yaptığımız birbiri ile dengeli olduğu zaman öğretim daha başarılı geçmektedir.” Akt. Kennedy, 2007

2-ÖĞRENME GÜÇLÜKLERİNİN FARKINDA OLMALISINIZ

Günümüzde yaygın olarak kullanılan öğrenme güçlükleri modeli 1960’lı yıllarda geliştirilmiştir. Öğrenmede kullanılan bilgiyi işleme kuramında, aşağıda belirtilen dört aşama tanımlanır ve öğrencilerin karşılaştığı güçlükler bu aşamalara göre sınıflandırılır:

1. Girdi: Duyular aracılığıyla bilginin alınması ve kaydedilmesi işlemidir.

2. Birleştirme: Bilgilerin yorumlandığı, sınıflandırıldığı, sıralandığı ve önceki bilgilerle birleştirildiği aşamadır.

3. Depolama: Bilgiyi daha sonra geri getirmek ve kullanmak için hafızaya kaydetme işlemidir.

4. Çıktı: Depolanan bilginin kullanılarak harekete geçirilmesi işlemidir; konuşma ya da hareket şeklinde olabilir (ör. hareketler ya da jestler).

Öğrenme güçlükleri bu aşamaların bir ya da daha fazlası üzerindeki etkilerine göre sınıflandırılır. Her çocuğun bu aşamalardan her birine ilişkin bireysel olarak güçlü ya da zayıf yönleri olabilir.

DSM-V’te, yanlış ya da yavaş sözcük okuma, okuduğunu anlamada güçlük çekme, harf yazma veya söylemede güçlük çekme, yazılı anlatımda güçlük yaşama, hesap yapabilme ve sayı algısında güçlük yaşama, akıl yürütebilmede güçlük çekme gibi belirtilerin en az altı ay süreyle devam etmesi gerektiği belirtilmiştir. DSM-V’te özel öğrenme güçlüğü tanı kriterleri şu şekilde belirtilmiştir:

  • Okul becerilerinin bireyin kronolojik yaşının ölçülebilir ve önemli derecede altında olması
  • İş yada okul ile ilgili günlük yaşam becerilerinin etkilenmesi
  • Bu durumun zihinsel yetersizlik, diğer ruhsal bozukluklar, toplumsal güçlükler, okulda kullanılan dili tam bilememe, eğitsel yönergelerin eksikliği gibi durumlarla açıklanamaması

DSM V Öğrenme Güçlüğünü üç alt başlıkta ele almıştır:

  • Okuma güçlüğü (disleksi): Sözcükleri doğru okuyamama, okuduğunu anlayabilmede güçlük çekme, okuma hızı ve akıcılığında zorlanmalar.
  • Yazılı anlatım güçlüğü (Disgrafi): Sözcükleri harflere ayırmada ve yazmada, dilbilgisi kurallarına uyma ve noktalama işaretlerini doğru bir şekilde kullanabilmede, yazılı anlatımı açık ve düzenli bir şekilde yerine getirebilmede zorluklar.
  • Matematik güçlüğü (diskalkuli): Sayı algısı, aritmetik kuralların ezberlenmesi, doğru bir şekilde sayısal akıl yürütebilme, doğru ve hızlı hesap yapabilmede zorluk yaşaması.

3-SINIFTAKİ “FARKLI KİŞİLİKLER” HAKKINDA TEMEL BİLGİ SAHİBİ OLMALISINIZ

Öğrencileri tanımak öğretmenin işidir. Ancak bazen rehberlik servisi tarafından farklı bilimsel envanterler ile bu süreç desteklenirse çok daha etkili sonuçlar alınabilir. Bunun için çeşitli modeller vardır.

Örnek Bir Model Önerisi: Myers-Briggs Modeli

Dünyada en çok kullanılan ve tercih edilen envanterlerden olan bu sisteme göre her birey aslında farklıdır ve biriciktir. Ancak temel özellikleri baz aldığınızda 16 farklı kişilik tipi bulunmaktadır. Bu 16 kişilik tipinin de güçlü ve zayıf özellikler, kör noktalar, baskın oldukları davranışlar, motive olacakları faktörler… gibi bir çok farklı özelliklerini test uygulaması sonrasında netlikle görebilirsiniz. Rehberlik akademisinde uygulanan Kişilik Tipi Belirleme Envanteri (KİTBE) uygulamasında önemli nokta şudur: Her kişilik tipi aynı oranda değerlidir. “ daha iyi” ya da “ daha kötü”, “ daha aptal” ya da “ daha akıllı”, “ daha sağlıklı” ya da “daha hasta” gibi neticelere varılmaz. Tip kesinlikle zekayı ölçmez, her bireyin kör noktalarını keşfetmek yoluyla daha başarılı ve daha fazla nasıl motive olacağını görebilmemizi sağlayacak bir uygulamadır.

 Modele göre öğrenen tipleri şu şekildedir:

Dışsal/dışa dönük: Bir şeyleri denemekten mutlu olanlar ve insanların yaşantısına odaklananlar;

İçsel/içe dönük: Bir şeyleri enine boyuna düşünmeleri ve fikirlerin dünyasına odaklanmaları muhtemel olanlar;

Algısal: Pratik olma ve ayrıntıya odaklanmaya eğilimli olanlar ve gerçeklere ve prosedürlere odaklananlar;

Sezgisel: Hayal gücü yüksek olanlar, kavram ve anlama odaklananlar;

Düşünen: Şüpheci olanlar ve kararlarını mantık ve kurallara dayanarak verenler;

Hisseden: Kadirşinas olanlar ve kararlarını kişisel ve daha insancıl düşüncelere dayanarak verenler;

Yargısal: Gündemi belirleyen ve takip edenler ve aynı zamanda resmin tamamı olmadan bile kapalılık ve bütünlüğün peşinde koşanlar;

Kavrayan: Değişen şartlara adapte olan ve daha fazlası bilinene kadar süreci sonlandırmayanlar.

Öğrenme Yolları

Tip tercihleri 16 farklı öğrenme stili tipi oluşturmak için birleştirilebilir. Sınıflarımızda farklı oranlarda 16 tip kapsamında çok farklı tipte öğrenciler vardır. Myers-Briggs’in çalışmasında yapılan tanımlamalar doğrultusunda farklı tiplerin sahip oldukları özellikler ve güçlü yönler aşağıda verilmiştir.

Dışa dönük öğrenciler

Dışa dönük öğrenciler aşağıdakileri yapmaktan zevk alırlar:

■ Yeni fikir ve bilgileri anlamak için konuşmaktan;

■ Grup hâlinde çalışmaktan;

■ Bir şeyi önce deneyip sonra düşünmekten;

■ Bir şeyin sonuçlarını projeler aracılığıyla görmekten;

■ Bir işi diğer insanların nasıl yaptıklarının örneklerini görmekten.

Güçlü yönleri

Dışa dönük olanlar en iyi arkadaşlarıyla çalışırken öğrenirler. İzleyerek ya da diğerlerini dinleyerek öğrenmek yerine bir şeyi kendileri deneyerek öğrenirler. Anlama konusunda zorluk yaşadıklarında fikirlerini almak için birileriyle konuşurlar.

İçe dönük öğrenciler

İçe dönük öğrenciler aşağıdakileri yapmaktan zevk alırlar:

■ Yalnız başına çalışmaktan;

■ Birileriyle özel olarak konuşarak onları dinlemekten ve verdikleri bilgiler üzerinde düşünmekten;

■ Bir şeyi önce düşünüp sonra denemekten;

■ Dinlemek, gözlemlemek, yazmak ve okumaktan;

■ Ödevlerine zaman ayırmaktan.

Güçlü yönleri

İçe dönük öğrenciler sessiz çalışma ortamlarında en iyi şekilde öğrenirler ve derinlemesine düşünmek, çalışmalarını yeniden şekillendirmek ve ilerletmek için yeterince zaman bulurlar. Genellikle ödevleriyle kişisel ilgileri arasında ilişki kurmaktan hoşlanırlar.

Algısal öğrenciler

■ Net, belirgin hedefleri severler;

■ Detaylar konusunda dikkatlidirler ve ayrıntılara önem verirler;

■ Bir seferde tek girişimde bulunmayı severler;

■ Olay/gerçeklere ilişkin iyi bir hafızaya sahiptirler;

■ Pratik görevlere ve fikirlere daha çok önem verirler.

Güçlü yönleri

Duyusal öğrenciler onlardan ne beklendiğini öğretmenlerine açıkça sorabildiklerinde ve yaşamlarında önemli olan becerilere ve görevlere odaklandıklarında en iyi şekilde öğrenirler. Bilgisayar kullanmak ve film izlemek hoşlarına gider ya da öğrenmeleri için gerekli gördükleri görme, dinleme ve dokunma yollarını keşfetmeyi severler.

Sezgisel öğrenciler

■ Okumayı ve dinlemeyi severler;

■ Hayal gücünü kullanmayı gerektiren problemleri severler;

■ Çeşitliliği severler;

■ Küçük detaylardan ziyade ana fikirlerle daha çok ilgilidirler;

■ Var olan projeleri bitirmek yerine yeni projelere başlamayı severler.

Güçlü yönleri

Sezgisel öğrenciler okulda hayal gücünü kullanmanın ve yaratıcı olmanın yollarını keşfettiklerinde en iyi şekilde öğrenirler. Okul görevlerine başlamadan önce içgüdülerini takip etmeyi ve resmin tamamını anlamayı tercih ederler.

Düşünen öğrenciler:

■ Adilane muamele görmek isterler;

■ Planlı öğretmenleri severler;

■ Başarma ve becerebilme duygusunu hissetmek isterler;

■ Problemlere çözüm üretmek için mantıklı düşünürler;

■ Açık ve mantıklı yönlendirmeleri severler.

Güçlü yönleri

Düşünen öğrenciler çalışmalarını tamamlamak için kısıtlı zamanları olduğunda ve bilgiyi onlara anlamlı gelen mantıklı bir sıralamaya koyabildiklerinde en iyi şekilde öğrenirler. Ayrıca yeni bilgiyle ilişki kurmak için önceden bildiklerine odaklanabilirlerse başarılı olurlar.

Duygusal öğrenciler:

■ Öğretmenleriyle arkadaşça ilişki kurmayı severler;

■ Birilerine yardım ederek öğrenirler;

■ İnsanlarla iyi geçinmeye ihtiyaç duyarlar;

■ Grupla çalışmayı severler;

■ Özel alakalarının olduğu görevleri severler.

Güçlü yönleri

Duygusal öğrenciler bir arkadaşıyla çalışabildiklerinde ve ilgilendikleri konuları seçebilecekleri fırsatlar bulabildiklerinde ve ayrıca birilerine yardım ederek en iyi şekilde öğrenirler.

Yargısal öğrenciler:

■ Bir planlarının olmasını ve bu plana bağlı kalmayı severler;

■ İstikrarlı ve düzenli bir şekilde çalışırlar;

■ Projeleri bitirmeyi severler;

■ Okulu ciddiye alırlar;

■ Onlardan bekleneni tam olarak bilmeyi severler.

Güçlü yönleri

Yargılayarak öğrenciler kısa vadeli hedefleri olduğunda, bir iş planı yapabildiklerinde ve onlardan bekleneni öğretmenleri tam olarak ifade ettiklerinde en iyi şekilde öğrenirler.

Kavrayan öğrenciler:

■ Öğrenmede yeni deneyimlere açıktırlar;

■ Seçim yapmayı severler;

■ Esnektirler;

■ İşleri eğlenceli olduğunda en iyi şekilde çalışırlar;

■ Yeni bilgiler keşfetmeyi severler.

Güçlü yönleri

Algısal öğrenciler ilgi uyandırmak ve yeni bilgi ve fikirleri keşfetmek için rutin görevler yaparken yeni yollar keşfettiklerinde en iyi şekilde öğrenirler. Belirli bir bitiş noktası ve son teslim tarihi olmayan açık uçlu projelere katılmayı tercih ederler.

Araştırmalar, öğretmenlerin birçoğunun sezgisel tip kategorisinde yer aldığını ve soyut ve kuramsal fikirleri tercih ettiklerini gösterir. Öğretmenlerin sahip olduğu bu öğrenme stili tercihi genel olarak sınıflarında öğrenmeyi nasıl planladıklarına yansımıştır. Sınıfta çeşitli öğrenme stillerine sahip olan öğrencilerin ihtiyaçları maalesef çoğunlukla göz ardı edilmektedir.

Ayrıca bu sistem size öğrencilerin temel derslerde nasıl oldukları ve onlara nasıl yaklaşılmasının faydalı olabileceğine dair veriler sunmaktadır.  Bir rapordan alınmış örnek veriler aşağıdaki gibidir, bu veriler hangi öğretmenin işine yaramaz ki. Sene başında bunları bilen bir öğretmen hiç vakit kaybetmeden öğrencileri kendi tarafına çekmeye başlayacaktır.

KİTBE raporlarından bir kesit “Öğrencinizin Temel Derslerdeki Durumu – Tip DADY”

TÜRKÇE / EDEBİYAT: Ödevleri bir gazeteci tarzında açık ve anlaşılır yazılır ve içinde amaçsız, başıboş tek bir kelime olmaksızın zamanında teslim edilir. Destansı eserlerin incelendiği edebiyat dersleri DADY’ye esrarengiz gelebilir. Bununla birlikte, ödevlerini titizlikle ve hiç vazgeçmeden yapar; örneğin sorumlu oldukları okuma listesindeki tüm kitapları okur. Ayrıca, ‘Da Vinci Kodu’ gibi ya da dedektif romanı türlerindeki gibi gerçeklerin iyi bir hikaye ile harmanlandığı kitaplar incelenirken ders esnasında fikirlerini de belirtir. Öğretmen okuma listesini ağırlıklı olarak olay örgüsü metaforik olan kitap türlerinden oluşturduysa, DADY’nin sabırsızlığı devreye girecektir. Hayallerin ve gerçeklerin iç içe geçtiği bir olay örgüsü üzerinde ilerleyebileceğine kendisini pek inandıramaz.

MATEMATİK: Düzenin hakim olduğu, öğretmenin belirli ve sıralı bir ders planı dahilinde iyi hazırlanmış olarak geldiği dersi ve o öğretmeni sever. Matematik konularının anlaşılır biçimde açıklanmasını tercih eder.

Bir soru sormak ya da sorunun cevabını vermek için parmak kaldırmadan önce haklı olduğundan ve kendini iyi ifade ettiğinden emin olmak ister. Yine de fikrini tek başına savunuyor olsa bile belirtmekten çekinmez. Anlamadığı bir şey olduğunun ortaya çıktığında kendini kötü hisseder. Somut sonuçlar görmeyi tercih eder, bu nedenle, sınıfta çözmekte oldukları problemin cevaplarının ertesi gün verilecek olması pek sevmediği bir öğrenme yöntemidir. Öğretmeni ondan diğer öğrencilere mentorlük yapmasını rica ederse bunu memnuniyetle karşılayacaktır. DADY’nin ilgisi sonlu matematik alanına doğru yönelecektir; çünkü denklemleri çözmek doğru ve yanlış cevapları ortaya çıkarırken onun güçlü gözlem zekası çözüm aşamasındaki küçük yanlışları dahi yakalayacaktır.

SOSYAL BİLGİLER / TARİH: Doğruluğu kanıtlanmış bilgiye duyduğu hayranlık nedeniyle tarih dersi ona mükemmel derecede mantıklı gelir. Geleneklere bağlı olan DADY dosdoğru bilgi veren tarihi kayıtları sever, çünkü bunlar varsayıma dayalı sorgulamalardan uzak bilimsel gerçeklerdir; ayrıca tarih, lisedeki diğer dersler arasında soyutluğa en az imkan veren alandır. DADY, somut örnekler içerdiği sürece kuru bir anlatım yoluyla öğrenmesi gerekenleri öğrenebilir. Açık ve anlaşılır beklentiler ve ev ödevleri tercihidir. Diğer taraftan, anlaşılması zor ve sabit fikirli öğretmenler de saygılı ve edepli bir şekilde açıklama isteyen bu öğrenciyi harekete geçirebilir. Tipik karakter özelliği olarak raporlarını zamanında teslim eder, ödevlerini harfi harfine yapar ve sınıfta lider pozisyonunda olur.

FEN BİLİMLERİ / FİZİK-KİMYA-BİYOLOJİ: Gerçekçi ve yararlı olduğunu düşündüğü şeyler öğrendiği için bu dersi sever. Lisedeki fen sınıflarında fikirler, yorumlar ve belli belirsiz düşünceler ile nadiren karşılaşılır; dolayısıyla DADY bu ölçülebilir derste kendisini daha rahat hisseder. Mitoz bölünmenin nasıl gerçekleştiğine dair ya da suyun kaç derecede kaynadığına dair tartışmaların bilimde yeri yoktur. DADY’nin ayrıntılara dikkati, özenli yaklaşımı ve sorumluluk almaya istekliliği laboratuvar çalışmalarında uzmanlaşmasını sağlar. Konuları geleneksel tarzda, belli bir müfredata bağlı olarak ve iyi planlanmış bir şekilde anlatan öğretmenleri sever. Ayrıca sınıfta yaptığı iyi işler için herkesin önünde takdir edilmek hoşuna gider, çünkü yeterlilik onun için önemli bir kilometre taşıdır. Bu bağımsız öğrenciye başkalarına liderlik etme sorumluluğunu veren öğretmen hevesli bir öğrenci lideri görecektir; çünkü DADY için liderlik de önemli bir aşamadır.

4- DEVAM EDECEK…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: